ECB ve Fed ayrışması ihracatçıyı olumsuz etkileyebilir

Hafta içerisinde küresel piyasalarda yaşanan satış baskısında her ne kadar jeopolitik riskler etkili olmuş görünse de tek etken değildi. ABD’de enflasyon verisinin beklentinin üzerinde açıklanması sonrası yeniden ön plana çıkan yapışkan enflasyon endişesi sonrası Powell’ın politika faizinin uzun süre yüksek kalabileceğine ilişkin açıklamaları ve ardından bölgesel FED başkanlarından gelen faiz indirimlerinde acele edilmemesi gerektiğine yönelik açıklamalar Dolar Endeksinin Kasım ayından bu yana ilk kez 106 seviyesinin üstüne çıkmasına neden oldu. 

Jeopolitik riskleri bir kenara bırakırsak uzun zamandır ilk kez FED ile ECB’nin ayrıştığına şahit oluyoruz. Öyle ki piyasa ikna olmasa da ABD’de faizlerin uzun süre yüksek kalabileceği sesleri yükselmeye başlarken, ECB Başkanı Lagarde hafta içerisinde büyük şoklar yaşanmazsa faiz indirimlerine başlayabileceklerinin mesajını verdi. 

Peki bu bizi neden ilgilendiriyor?

Avrupa Türkiye’nin en büyük ticaret pazarı. Şu an her ne kadar faiz indirimlerinin zamanlaması konusunda net bir tarih olmasa da ABD’de faizlerin yüksek seyretmeye devam edeceği ancak Avrupa’da faizlerin düşmeye başlayacağı varsayımı, bizim EUR/USD paritesini önümüzdeki dönemde daha çok takip etmemiz gerekeceği anlamına geliyor. Öyle ki maliyetlerin dolar ile gelirlerin ise ağırlıklı Euro ile elde ediliyor olması, önümüzdeki dönemde EUR/USD paritesinde düşüş yaşanmaya başlamasıyla zaten hali hazırda rekabet gücünü kaybetmiş ihracatçıyı daha da zorlayabilecek bir gelişme. 

2022 yılının sonlarında Euro ile Dolar’ın eşitlendiği bir dönem yaşamıştık ve bir çok sektörde kayıp toplam gelirin %20’sine ulaşmıştı. O dönemin şimdiden farkı ise Kasım 2022’de politika faizi %9 seviyesindeydi. Zaten hali hazırda borçlanma/girdi maliyetlerindeki artış ve krediye erişimin zorlaştığı bir dönemde ihracatın büyük kısmını Avrupa Birliği’ne gerçekleştiren, ham madde ithalatını ise dolar üzerinden yapan bir çok şirketin bir de parite kıskacına girmesine neden olabilir. 

Enflasyon ile mücadele ihracatçıyı zorladı

Artan girdi maliyetleri, krediye erişimin zorlaşması, daralan dış pazar ve kur seviyesi ihracatçıyı zorladı, bu hepimizin bildiği bir gerçek. Şimdi bu risklerin yanında bir de önümüzdeki dönem için EUR/USD riski söz konusu. Şu an için rakamlara yansıyan bir sorun olmamakla birlikte ECB’nin faiz indirimlerine başlamasının ardından bol bol pariteyi konuşmaya başlayacağız. Özellikle Türkiye’nin ihracatta lokomotif sektörü olan otomotiv sektörü bu sektörlerin başında geliyor. Öyle ki otomotiv sektöründe yılın ilk 3 ayında yapılan ihracatın 6 milyar 108 milyon 213 bin dolarla % 66,9’u Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yapıldı. Bu rakam toplam ülke ihracatının yüzde 14,3’ünü oluşturuyor. Otomotiv sektörü kadar olmasa bile en çok etkilenecek sektörlerden bir diğeri ise tekstil sektörü ki Türkiye tekstil endüstrisinde Avrupa’nın üçüncü büyük ihracatçısı, dünyanın yedinci büyük ihracatçısı konumunda. Hazır giyim sektörü, ihracatının yaklaşık % 70’ini AB’ye gerçekleştiriyor. Tekstil sektörünün Türkiye’nin toplam ihracatında payı ise %13 seviyelerinde. EUR/USD paritesinde düşüş yaşanması halinde elbette kayıplar bu iki sektör ile sınırlı kalmayacak. Makine imalat sanayi, ihracatının yaklaşık %70’ini Euro ile ithalatının da% 70’ini dolarla yapan bir sektör. Diğer yandan kimya, beyaz eşya, deri sektörü gibi daha birçok sektör şirketi için risk var. Dolayısıyla artan girdi ve birim iş gücü maliyetleri ile rekabetçilik gücünün azaldığı birçok sektörde önümüzdeki dönemde parite riski, sektör şirketlerinin karlılıklarını daha da baskılayabilir.