Nükleer savaş simülasyonu: 6 saatte 35 milyon ölüm!

Ukrayna Savaşı tüm hızıyla devam ediyor. Savaşın akıbeti belli değil fakat günlerdir olası bir 3. Dünya savaşından söz ediliyor. Savaşın şiddeti giderek artarken tarafların yaptığı açıklamalar da gerilimi kat be kat tırmandırıyor. Ancak bu açıklamalar içerisinde Rusya devlet başkanı Putin ile dışişleri bakanı Lavrov’un yaptığı iki açıklama var ki tüm dünyanın adeta tüylerini ürpertti. Salı günü verdiği demeçte nükleer savaşı gündeme getiren Lavrov, “Ukrayna’nın nükleer silah elde etmesine izin vermeyeceğiz” dedi ve ekledi: “3. Dünya Savaşı nükleer ve yıkıcı olur”

Lavrov’un bu açıklamasından bir gün önceyse Putin, orduya, nükleer silahları da içeren “caydırıcı güçlerini”, “özel bir savaş görevi seviyesine” çıkarmalarını emrederek nükleer alarm seviyesini yükseltmişti. 

Bütün dehşetiyle devam eden savaş, yeniden Soğuk Savaş dönemine mi giriyoruz sorularının yanı sıra korkunç bir şekilde tüm dünyanın nükleer savaş ihtimalini dillendirmesine de sebep oldu. Peki, nükleer savaş ne demek? Bugüne kadar neler yaşandı ve bugün nükleer savaş olsa neler yaşanacak? Gelin, hep birlikte bakalım.

Nükleer silahın ilk kullanımı hepimizin hafızalarına kazınan o kara atom bombası. II. Dünya Savaşı’nda iki tarafın karşılıklı tahribatının giderek yükseldiği 1945 yılında ABD’nin Hiroşima ve Nagazaki’ye attığı iki atom bombasının tüyler ürperten mantar bulutunu eminim hepiniz biliyorsunuz. Tam sayısı bilinmemekle birlikte 130 ila 220 bin insanın hayatını kaybettiği yüz binlercesinin yaralandığı bu korkunç trajedi ne yazık ki insanlığa ders vermeye yetmedi.

II. Dünya Savaşı sonrasında ABD ve Sovyetler Birliği’nin süper güç olma yarışı arasında ezilen dünya, Soğuk Savaş döneminde iki tarafın amansızca nükleer silah geliştirme yarışına sahne oldu. 1950’ler, 1960’lar, 1970’lerde dünya düzeninin bu kıldan ince kılıçtan keskin dehşet dengesinin üzerinde salınması ABD ve Rusya’nın yoğun ve hızlı bir şekilde nükleer silahlanma yarışına girmesini de beraberinde getirdi. Öyle ki ABD’nin Türkiye ve İtalya’ya, Sovyetler Birliği’nin ise Küba’ya nükleer başlıklı füze yerleştirmesi ile başlayan gerilim, Ekim 1962’de dönemin iki süper gücünü burun buruna getirmiş ve dünyayı her an tetiklenebilecek bir nükleer savaş tehdidi altında boğucu bir bunalıma sokmuştu.

Ancak bu iki kampın mütemadiyen daha fazla ve daha etkin nükleer silahlar üretmek yönündeki rekabetlerinin kimseye bir fayda sağlamayacağı anlaşılınca hem bu rekabeti hem de Soğuk Savaş döneminin tahribat potansiyelini azaltmak adına iki taraf masaya oturdu. 1970 yılında yürürlüğe giren Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması ile ABD ile Sovyetler arasındaki nükleer silah üretme yarışına sınırlar getirildi. Bu anlaşmadan sonra 40 yılı aşkın bir süre nükleer silahlanlanmanın sınırlanması ve azaltılması için bir dizi uluslararası anlaşma yapıldı.
Peki, bugün nükleer silahlanmadaki durum ne?

Şu an nükleer silahı olan 9 ülke var, bunlar: Rusya, ABD, Birleşik Krallık, Fransa, Çin, Pakistan, Hindistan, İsrail ve Kuzey Kore. Nükleer savaş başlıklarının tam sayısı bilinmiyor. Çeşitli kurumların verdiği sayılarsa tahmini. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün 2021 verilerine göre tüm dünyada yaklaşık 13.080 adet nükleer silah bulunuyor. Bu nükleer silahların yüzde 90’ı ABD ve Rusya’ya ait ve tüm silahların yüzde 30’u kullanıma hazır hâlde.

Amerikan Bilim İnsanları Federasyonu’nun tahminine göreyse Rusya’nın 5.977 nükleer başlığı var. Bunların 4500’ü uzun menzilli balistik füzeleri içeren stratejik nükleer silahlar. Fakat bunların hepsi kullanıma hazır değil. Bu silahların ancak 1500’ü füze üslerine ve denizaltılara yerleştirilmiş durumda. Yine Amerikan Bilim İnsanları Federasyonu’nun verilerine göre NATO ülkelerinde toplam 5943 nükleer başlık bulunuyor. Bunların 5428’i ABD’ye, 290’ı Fransa’ya ve 225’i Birleşik Krallık’a ait. Tabii nükleer silahlar sadece NATO ve Rusya’nın tekelinde değil. Çin’de 350, Pakistan’da 165, Hindistan’da 160, İsrail’de 90, Kuzey Kore’de ise 20 kadar nükleer başlık bulunuyor.

Öte yandan ABD’nin nükleer silahları çeşitli NATO ülkelerine konuşlandırılmış durumda. NATO’nun nükleer caydırıcılık politikası bünyesindeki “nükleer paylaşım” konsepti kapsamında, nükleer silahı olmayan NATO üyesi ülkeler kendi topraklarında NATO üyesi ülkelerin nükleer silahlarını bulundurabiliyor. Nükleer paylaşıma silah sağlayan tek ülke ABD. ABD’nin nükleer silahlarına ev sahipliği yapan NATO ülkeleri ise Almanya, Belçika, Hollanda, İtalya ve Türkiye. Belçika’da 20, Almanya’da 20, İtalya’da 40, Hollanda’da 20, Türkiye’deki İncirlik hava üssünde ise 50 adet nükleer savaş başlığı bulunuyor. 1954 yılından beri faaliyet gösteren İncirlik Hava Üssü, birincil olarak Türk Hava Kuvvetleri ve ABD Hava Kuvvetleri tarafından kullanılıyor ve bu hava üssü, Avrupa’da taktik nükleer silahlar bulunduran altı NATO üssünden biri.

Ukrayna Savaşı devam ederken Rusya’nın ısrarla dile getirdiği en büyük çekincelerin başında Ukrayna’ya nükleer silah verilmesi geliyor. Ukrayna’da şu an nükleer silah yok. Ancak eski Sovyet ülkeleri olan Belarus, Kazakistan ve Ukrayna’da da 1990’lara kadar nükleer silah bulunuyordu. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından 1996 yılında bu üç ülke ellerindeki nükleer silahları Rusya’ya vererek nükleerden arındırıldı.
Düşünmesi bile korkunç ancak bugün bir nükleer savaş olsa insanlık olarak nasıl bir yıkımla karşı karşıya kalacağız? Princeton Üniversitesi tarafından yapılan bir nükleer savaş simülasyonu NATO ile Rusya arasında yaşanacak olası bir nükleer savaşın yaratacağı sonuçların vehametini bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. ABD önderliğindeki NATO ülkeleri ile Rusya arasındaki gerilimin nükleer silah kullanmaya varacağı bir senaryoyu ele alan simülasyonun öngördüğü sonuçlar dehşet verici.

Simülasyona göre; Rusya’nın Kaliningrad yakınlarındaki üssünden nükleer uyarı atışı yapması ile başlayan nükleer savaşın ilk üç saatinde karşılıklı olarak yaklaşık 480 nükleer füze kullanılması sonucunda Orta ve Doğu Avrupa’nın dev bir yıkıma uğraması ve savaşın ilk saatlerinde 2.6 milyon insanın hayatını kaybetmesi tahmin ediliyor. Simülasyonun devamında Avrupa’nın yıkıma uğramasının ardından ABD topraklarından 600 kadar nükleer başlık ile Rus silah sistemlerinin hedef alınması ve Rusların da silah sistemleri imha olmadan kullanabileceği uzun menzilli füzeleri fırlatması ve iki tarafında nüfusu en fazla olan şehirleri ve ekonomi merkezlerini hedef alması durumunda savaşın ilk 6 saatinde 34.1 milyon insanın hayatını kaybedeceği, 57.4 milyonun yaralanacağı ve Kuzey yarımkürenin devasa bir yıkıma uğrayacağı öngörülüyor. Korkunç bir tablo.

Topu topu son 120 yıl içersinde Birinci ve İkinci dünya savaşlarının ve sonrasındaki bir dizi savaşın yarattığı tahribatı, atom bombası patlamalarının ürkütücü fotoğraflarını, yaşanan yıkıcı trajedileri ve ayaklar altına alınan insanlık onurunu görmeyen, unutan, bunlardan ders almayan insanlık medeniyeti ne yazık ki 2022 yılında yine, yeniden bir nükleer savaş ihtimalini konuşabiliyor. Savaş her hâliyle rezil bir şey. Ve bu rezilliğin bir an önce son bulmasını diliyorum. İyi günler.